Yabancı Dil Öğrenmek Dilinizin Ucunda

Yabancı Dil Öğrenmek Dilinizin Ucunda

İnsanoğlu dünyaya bir şeyleri öğrenmek için gelmiştir. Hayatta ki temel amaçlarından biridir bu. Yürümeyi, koşmayı, konuşmayı, insanları öğreniriz zaman ilerledikçe. Öğrenmenin tadına varınca da hızımızı alamayıp daha fazlasını özümsemek isteriz. Kendimizden olsun isteriz bazı şeyleri; örneğin ana dilimizden farklı olarak yeni, bambaşka bir dil öğrenmek gibi. Özellikle bizim ülkemizde zordur derler dil öğrenmek fakat nedenini sorgulamazlar. Zordur derler kestirip atarlar ve bilinçaltımıza bunun zorluğu yerleşiverir. Hani derler “inanmak başarmanın yarısıdır” diye gerçekten öyle. Bilinçaltınızda ki kalkanı aştığınız vakit hiçbir şeyin zorluğu yoktur şu iki günlük dünya da.

Yabancı dil öğrenmek kolaydır demiyorum elbet ama zorluğunu da görmedim ben. Hele ki yaş ilerledikçe, tam böyle yetişkinlik çağındaysanız, daha bir insanın aklı eriyor böyle işlere. Öncelikle can-ı gönülden bir dil öğrenmeye karar verdiysen zaten %40’lık kısmını hallettin demektir. Ardından yapman gereken şey ise ne öğrenmek istediğindir. Bir hedefin yoksa ilerlemen güç olur, bıkarsın ve bırakırsın nihayetinde. Hangi dili öğrenmek istediğini bir düşün önce, genellikle İngilizce evrensel bir dil olduğu için hepimiz ondan başlamak isteriz ki bir nokta da haklı sayılırız ama bazen dil yeteneğimizi göz önünde bulundurmakta fayda var. Belki de ihtiyacın olan dil başka bir dildir mesela İspanyolca gibi. Belki de önce buradan başlarsan cesaretin, özgüvenin oturacak ve diğer dillere aşinalık sağlayacaksın. Demek istediğim kişinin kendini tanıması, test etmesi mühim bir meseledir öz gelişimimiz açısından.

Belli taşları yerine koyduğumuz vakit zirveye ulaşmak hiçte zor olmuyor. Yeni bir dil öğrenmek ıssız bir adaya düşmek gibidir. Şimdi bu ne demek? Bu şu demek ki gözlerinizi kapatın ve şimdi bir adaya düştüğünüzü hayal edin. Etrafınızda henüz hiç kimse yok. Sadece siz varsınız ve aklınızda bin bir türlü soru geçiyor. Şimdi ne yapacağım diyorsunuz. Önce bir ağacın altına oturuyorsunuz ve düşünmeye başlıyorsunuz. Şu aşamada kaçış planı yapmaktansa bilmediğiniz adayı keşfetmek, öğrenmek en iyi yöntemler arasında. Etrafa göz gezdiriyorsunuz, tabi ürkmüyor da değilsiniz çünkü bilinmeyen sular da yüzüyorsunuz. Birkaç gün endişe hissiyle adada kalıyorsunuz ve adaya alışmaya başlıyorsunuz, artık bunun hakkında her şeyi biliyorsunuz. Nerede ne yapmanız gerektiği, nasıl korunmalı ve barınmalısınız, her şeye hakimsiniz. Hangi bitkileri kullanmalı, nasıl beslenmek gerekli öğrendiniz. Yalnız bir sorun var. Etrafta iletişime geçeceğiniz kimsecikler yok. Biraz daha konuşmazsanız dil kavramı kalmayacak sizde neredeyse. Şansa bak ki adaya iki gemici düşecek ve konuşma becerinizi yitirmemiş olacaksınız.

Kısacası dil öğrenmek böyle bir durumla eşdeğerdir. Bir dilin içine düştüğünüzde veya düşmek istediğinizde, öncelikle o dilin kelimelerini, kökeni bilmek gerekir. Bodoslama dil öğrenmek çok mantıklı bir şey değildir. Öğrenilen dilde klişelerin aksine yeni ve ilginç olanı keşfettiğinizde ise bu sizin için daha kolay olacaktır. Dil hakkında bilgi edindikten sonra ise dili yaşatmak için konuşmak gerek kullanmak gerek pek tabi. Hepimizin bildiği üzere yaşamayan her şey, herkes ölüdür. O yüzden yabancı dil dilimizin ucunda diyoruz. Biz dilimiz olan Türkçeyi konuşmazsak ölü bir dil olmaktan farkı kalmaz. İngilizcenin evrensel bir olmasının sebebi de bu başlık altında yatmaktadır. Milyonlarca insanın dilinin ucunda İngilizce var ve bu dil kendini yaşatmanın da ötesinde efsaneleşme yolunda ilerlemektedir. Dil öğrenmek istiyorsan dilini kullan.

Yabancı Dil Öğrenmenin 5 Altın Kuralı

Yabancı dil öğrenmek düşünülenin aksine insanın hayatta edinebileceği en masrafsız ve en değerli varlığı olabilir. Masrafsız olması kişinin kendisine bağlı olmasıyla alakalıdır. Bir kursa gitmektense basit bir dili elinize sözlük alarak öğrenebilirsiniz veya internet aracılığıyla belli araştırmalar sonucunda A1 seviyesinde bir dil öğrenebilirsiniz.

Yeni bir dil öğrenmenin ilk altın kuralı bol bol kelime öğrenmektir. Kelime öğrenmeden bir dili konuşmak imkansızdır çünkü dil zaten anlamlı kelimelerden oluşmaktadır. Kelimeler olmasaydı bir dil olur muydu? Tartışılır. Bazen bazı diller seslerden oluşabiliyor tabi örneğin hayvanların konuştuğu diller ama bunların da hayvanlar için anlamsız olduğunu söyleyebilir miyiz? O da tartışılır elbet. Ne kadar ekmek o kadar köfte tabirini duymuşsunuzdur, bende ne kadar kelime o kadar dil öğrenme diyorum. Yalnızca üç kelime öğrenirseniz kuracağınız cümleler üç kelime etrafında dönüp dolaşacak, edindiğiniz dil üç kelimeyle öylece kalakalacak. Öğrenilen kelime sayısı ne kadar fazlaysa dil gelişimi de o derece artacak ve dil öğrenimi kolaylaşacak. Şu bir gerçek ki öğrenilen kelimeler birbirlerini tamamlarlar. Siz bugün bir kelime öğrendiğiniz de ona benzer farklı bir kelimeyi de öğrenmeniz zor olmayacaktır. Nasıl kelime öğrenirim? Şöyle ki yapmanız gerekenlerden birisi sözlük okumak. Sadece okumakla bunu halledebiliyorsanız mümkün olduğunda sözlük çalışın. Duvarlarınıza kelime notları asabilirsiniz, kelime oyunlarıyla kendinizi geliştirebilirsiniz ve daha bir sürü yöntem var tabi. Öğrendiğiniz kelimeleri cümle içerisinde kullanmak sizi büyük ölçüde geliştirecektir.

İkinci altın kuralımız ise konuşmak. Nedir bu konuşmak? Bir dilin saf amacı konuşmaktır. Dil konuşulmak ister. Konuşulursa nefes alır. Eğer siz dilin oksijenini elinden alırsanız ölümden başka bir sonuca çıkmaz bu yol. Günümüzde gördüğümüz dillerin %99’u konuşularak varlığını sürdürmektedir. Siz de yeni bir dil öğrendiğiniz de dilbilgisi kısmına girişmeden önce dinleme videoları ile konuşmanızı pekiştirmelisiniz. Kendi çocukluğumuza göz atarsak hatırlamalıyız ki hiçbirimiz ebeveynlerimizden ilk önce dil bilgisi kurallarını öğrenmedik. Bu kısım genelde akademik kişilerin bize verdiği bir edinim. Bebeklik çağında bazı sesler çıkardık veyahut anne-baba-nene-dede dedik. Yeni bir dil öğrenmek için bu tarz basit başlangıçlar yaparak kendinizi geliştirmelisiniz. Önce konuşmak, sonra dil bilgisi kısmını halletmek herkes için daha hayırlı olacaktır. Genel olarak ülkemiz de şöyle bir algı var ‘yurtdışına gidersem dilimi geliştiririm.’ Evet haklı bir isyan, katılıyorum ama dil öğrenmek isteyen her bireyin de bu cümle üzerine düşünmesini isterim. Bu ne demek oluyor? Bu şu demek oluyor, örneğin Amerika’ya gittiğinizde konuşacağınız dil Türkçe değil, İngilizce veya Amerikanca olacak. Etrafınızda Türkçe konuşan kimse olmayacak ve siz mecburen her gün farklı bir dil duyacaksınız, kulağınız buna alışacak. Daha sonra ise fiziksel olarak diliniz de buna alışacak. Bulunduğunuz yerde böyle bir fırsat olmadığı için konuşma açısından kendinizi geliştirmek yine sizin elinizde. Konuşmanızı geliştirmek için ayna karşısına geçip kendinizle konuşabilirsiniz, bir konu belirleyin veya geçirdiğiniz günün özetini kendinize farklı bir dilde anlatın. Bunu başardığınızda günün yorgunluğunu unutacak ve kendinizle gurur duyacaksınız.

Üçüncü altın değerinde kuralımız dinlemek. Konuşmakla dinlemek kardeş gibidirler aslında. Biri olmadan diğerinin de varlığı pek mümkün olmuyor. Biz insanlar genel de dinlediklerimizi konuşuruz. Duyduklarımız bize yol gösterir dil öğrenmede. Bebekken anne-babalarımız bize konuşmayı öğretirken önce dinlerdik. Onların ağızlarından çıkardıkları sesleri duyup konuşmaya yeltenirdik. Dil öğrenmek için dinleme kısmını kavradığınız da ve konuşmayla desteklediğiniz de kimse sizi tutamaz tabi ki. Ana dilimizden bağımsız diller öğrenirken zorlanabiliyoruz. Örneğin ana dili Fransızca olan birisini dinlerken anlamakta güçlük çekiyoruz doğal olarak. Bunun için başlangıç olarak yavaş dinleme egzersizleri yapmalı ve ilerledikçe kendimizi yerel konuşmacıların söylemlerine alıştırmalıyız. BBC’nin ses kaydı videolarını internet üzerinden inceleyebilirsiniz.

Son olarak söyleyebileceğim altın kuralımız da özgüven meselesidir. Dili öğrendik, her şeyi biliyoruz, konuşabiliyoruz da ama bir problem mi var? Toplumdan mı çekiniyorsunuz. Bu çok normal, size hak veriyorum. Fakat siz böylesine iyi bir şeyi öğrenmişken ve diğerlerinden bir adım öndeyken neden iki adım geri de durasınız ki. Kendinizi bu yönde geliştirmek için motivasyon eğitimi almanızı tavsiye ederim. Unutmayın ki kendinizi mental anlamda iyi hissettirmek yine sizin elinizde. Özgüvenle dili kullanmayı bilirseniz, uçacağınız dağları siz düşünün.

Yabancı Dil Öğrenirken Yapılmaması Gerekenler

Bir dili öğrenirken asla pes etmemek en etkili yöntemdir. Nasıl ki spor yaparken bir günde sonuç almayı beklemiyorsak ya da nasıl ki yemek yaparken yarıda bırakmıyorsak, dil öğrenirken de yarım bırakmak sizi umutsuzluğa götürür elbette. Her şeyden önce azmetmeli ve tam kararlılıkla sonuç elde edene kadar devam etmelisiniz.

Özellikle okul/kurslarda ki öğrenci arkadaşlarım, sizlere bir öğrendiğiniz dilde soru yöneltildiğinde ana diliniz de cevap vermek yerine diğer dili tercih etmelisiniz. Unutmayın ki amaçtan sapmak sizi çok daha farklı yollara götürecektir.

Şarkılar ile dil öğrenmeye çalışmak. Şarkılar çoğu zaman etkili bir yöntem olabilir ki böyle de düşünülüyor ancak ben bunun her şarkı için doğru ve geçerli olduğu düşünmüyorum. Siz başlangıç seviyesinde bir dil öğrencisiyseniz rap şarkılar dinleyerek öğrenmeniz size bir katkı sağlamayacaktır çünkü bir süre sonra sadece melodiye kaptıracaksınız kendinizi.

Bir diğer yanlış ise film ve dizileri ana dilimizde izlemek. Film ve diziler bizi dil öğrenme de geliştirir çünkü günlük hayatın dilini algılamış oluruz. Fakat bunu daha iyi anlamak için Türkçe altyazı/dublaj yerine öğrenilen dilin altyazısını seçmek gerekir.

Bu tarz hataları yapmaktan vazgeçerseniz, dil yeteneğiniz gelişecek ve birden fazla dili öğrenmek sizin için kolay olacaktır.

Herkes Yabancı Dil Öğrenebilir mi?

Elbette ki herkes yabancı dil öğrenebilir. Bilindiği üzere dünyaya ayak basmış her can bir dille gözlerini açıyor. Herkesin bir dili zaten var. Bazılarımız şanslı olarak bilingual dediğimiz iki dilli olarak yetişiyor. Biz doğuştan bir dili öğrenebiliyorsak neden ikinciyi de öğrenemeyelim. Basit bir şekilde bile olsa kendi ana dilimiz dışında en az bir tane yabancı dil öğrenmemiz gereklidir. Özellikle globalleşmiş bir dünya da dil öğrenmek hem gerekli hem de kolaydır.

Sonuç olarak yabancı dil öğrenmek gözümüzde büyüttüğümüzün aksine çok basit bir şeydir aslında. Tek yapmamız gereken şey kendimizi vermek ve bunun uğruna savaşmaktır.

Kendinize iyi davranın ve sağlıcakla kalın!

LUNA KHAN