Her Millete Has Olan İmge: Kültür

Her Millete Has Olan İmge: Kültür

Adem’den bu yana toprağa ayak basar basmaz belli bir kültürün içinde doğup büyürüz. Yediğimiz ekmek gibi, içtiğimiz su gibi ihtiyaç meselesine dönüşür bu kültür dediğimiz şey. Gerçekten ihtiyacımız var mı peki? Tam olarak nedir bu kültür. Sözlük anlamını incelediğimizde şöyle bir tanım belirir önümüzde: “bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bir değişim süreci içinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıplarıyla, bu kalıpların ürünlerinin oluşturduğu bir yaşama biçimidir.” Gerçekten uzun ama yerinde bir tanım olmuş açıkçası. Kültür sürekli değişen ve herkese, her şeye göre farklılık gösterdiği için böylesine özgür ruhlu bir terimi tek bir tanıma sokmak ayıp olacaktır. O yüzden rahat rahat genişçe ortaya dökelim kültürü ve tanıyalım bunun ardındakileri.

İnsanlar belli bir topluluğun üyesi oldukları zaman bir kültürün de parçası olurlar doğal olarak. Aslında kültürler kendiliğinden ortaya çıkan olgular değillerdir, birer insan ürünüdürler. İnsanlar var oldukça kültürlerde var olmuştur ve var olacaktır. Zaman ilerledikçe de kültürler insanlardan daha fazla öneme sahip olmuşlardır çünkü insanlar toprağa geri döndükleri vakit ortaya çıkarttıkları kültürler yaşamaya devam etmişlerdir. Geçmişten, hatta hiç görmediğimiz atalarımızın yegâne mirası olan kültürler, günümüze atalarımızı temsilen gelen değerli yapıtaşlarıdır.

Dünyada kıtalar birbirinden ayrıldığı zaman ve insanlarda birbirlerinden ayrı düştükleri zaman her topluluk kendince kurallar, ritüeller ortaya atmaya başladı ve bunlar yalnızca o topluluklara ait özelliklerdi. Ardından bu kurallar, ritüeller kültür adı altında toplandı. Tüylerden şapka takmak Kızılderililerin kültürü haline geldi ve onları en iyi tanımlayan da kültürleri oldu. Ateşin etrafında danslar etmek, yüzlerini boyamak ve semboller çizmek ise genellikle Afrika topraklarının kültürünü yansıttı. Yemeği çubuklarla yemek, kültürün bir başka toprağına bizi götürdü. Yani kültür o kadar önemli ve kapsamlı bir terim ki tek bir millete de ait değil tek bir kara parçasına da. Bütün dünyada hüküm süren eşsiz olgu kültürdür diyebiliriz.

İnsanların Kültüre İhtiyacı Var Mı?

Gelişmek için, daha doğrusu nasıl ki hayatta kalmak için yeme-içme ihtiyacımızı karşılaşmamız gerekiyorsa doğup büyüdüğümüz bir ortamda bizden önce de var olan bir şeye ihtiyacımız var tabi ki. Ondan öğrenmemiz gereken şeyler var tabi ki. Köklerimizi öğrenmemiz için kültür denen bilge kılavuza ihtiyacımız var elbette ki. Çünkü köklerimizin nasıl çalıştığını bilmezsek meyve vermemiz imkânsız olacaktır, bunun içinde kökümüze her daim beslenmiş olan ve bizim de filizlenip meyve vermemize yardımcı olacak bir kılavuza yani kültüre ihtiyacımız olacaktır.

Hiçbir insan kültürsüz bir ortamda dünyaya gelmez çünkü dünya üzerinde hemen hemen her milletin, kabilenin, topluluğun kendine has kültürleri iyisiyle kötüsüyle vardır.

Bir Kültüre Ait Olmak Bizi Önyargılı Mı Yapar?

İnsan olmak demek her bir duyguyu içinde barındırmak demektir; bu duygular kötü de olabilir iyi de olabilir, üzülmek, öfkelenmek, neşelenmek ve bazen de önyargılı olmak gibi. Her insanda biraz da olsa önyargı vardır ve bunun olmaması işin tuhaf tarafıdır zaten. Önemli olan bununla baş edebilmektir, bunu kontrol edebilmektir. Aşırıya kaçmadan birazcık önyargılı olmanın tuhaf bir yanı yoktur. Önyargı ile kültür kavramları birbirlerini sık sık duyan iki kelimedir çünkü ne zaman enteresan ve bizden farklı olan bir kültürden bahsetsek hemencecik garipser ve önyargılı tarafımızı öne süreriz. Aslında bunu meraka dönüştürebilsek daha farklı biri olabilir ve peşindeki soruların türünü de değiştirebiliriz.

Bir kültüre ait olmak bizi önyargılı yapmaz; x kişisi Hint kültürü etkisinde büyüdükten sonra Afrika kültürüne tuhaf bakıyorsa bu Hint kültürünün ona öğrettiği bir yaklaşım değildir, bu daha çok kişinin etrafından edindiği söylemlerdir. Hiç kimse doğuştan başka bir şeye karşı nefret biriktirmez içinde. Örneğin kendinizi düşünün. Daha 4-5 yaşındasınız ve büyüklerinizin ciddi tartışmalarına, fikirlerine dahil olmadığınız yaşlardasınız. Yan komşularınız farklı bir kültürün taşıyıcıları olsunlar, Japon kültüründen bir aile olsun. Sizde direkt olarak bu ailenin önce kültürünü sorgulamaktansa küçük çocuklarıyla oyun oynamayı düşünürsünüz, hem de kim ve ne olduklarını sorgulamadan. Oysa ki iki ailede farklı kültürlere aitler fakat çok iyi anlaşan iki komşu da onlar. Yani ne onların kültürü sizi rahatsız eder, ne de sizin kültürünüz onları rahatsız edecektir. Birtakım şeylere önyargılı olmamızın sebebi bizleriz, bizim fikirlerimiz. Kültürlerin bunda hiçbir etkisi yok çünkü hiçbir kültür kendi türünden olan başka bir kültürü bitirmek gibi bir girişimde bulunmaz.

Önyargılı olmaktan kastınız şu mu: suşi gibi bir yemeği yemek istememeniz gibi. Bu tam olarak bir önyargı sayılmaz çünkü sizin daha önce deneyimlemediğiniz bir yiyeceği ilk seferde kabullenmeniz tuhaf olacaktır zaten, bu sadece beyninizin yeni ve farklı olana karşı bir duvar örmesidir, ardından bu duvarı yıkacak olan ise yine sizsiniz. Eğer ki siz suşi hakkında kesin ve net fikirlerin içinde yüzüyorsanız işte bu tam olarak bir kültüre karşı önyargılısınız demek oluyor. Siz suşi yemenin hem olumlu hem olumsuz yanlarını göz önünde bulunduruyorsanız bu önyargılı olmak demek değildir.

Dünyadan Farklı Kültürler

Bilindiği üzere bu dünya nesiller ve yüzyıllar boyunca milyarlarca insana ev sahipliği yaptı ve onlara her hakkı tanıdı; kendi kültürlerini yaşatmak gibi. Dünya sadece tek tip insan barındırmadığı için de farklı davranış şekilleri ortaya çıktı. Fransız bir adam farklı, Alman bir kadın çok farklı tavırlar sergiledi ama Dünya buna ses etmedi, tam aksine nasıl da renkli bir yer haline geldiğine sevindi. Şimdi birkaç enteresan ve eğlenceli kültüre göz atalım.

Dünyanın belki de en sakin ve kibar milleti olan Japonlar gerçekten ilginç geleneklere sahipler gerek kıyafetleriyle olsun gerekse güzellik anlayışlarıyla olsun bizleri şaşırtmaya devam ediyorlar. Kendilerine has kimonolarıyla kültürlerini ön plana çıkarmayı başarıyorlar. Sade bir yaşam tarzını benimseyen Japonlar yerde yatmayı tercih ediyorlarmış. Matruşka ile tanınan Ruslar ise bunları iri görünümlü ve canlı annelere ithafen yapmışlardır. Belki de kültürün en renkli ve canlı olduğu yer Hindistan’da ilginç denebilecek adetler var; Ganj Nehrinde günahlarından arındıklarını düşünmeleri, köpekle evlenen kız çocukları, erkek tarafının değil kız tarafının başlık parası vermesi ve eşsiz, parıltılı sarileri ile gerçekten inanılmaz bir kültür diyoruz. Kore kültürüne baktığımızda Kore halkının yemek yerken ses çıkarmaları yemeği beğendikleri anlamına gelirmiş, yani bizi irrite eden ağız şapırtısı onlar için önemli bir kültür demek oluyor. Orta Asya’ya gittiğimizde aşırı tatlı misafirperverlik anlayışı, misafir için kurbanlık kesmeleri gerçekten takdire şayan. Türk kültürü de bir o kadar misafirine düşkün, büyüklerine saygı duyan, bazen de batıl bir inanç olarak görülebilecek olan Nazar boncuğuna inanmak kültürü tanımlayan geleneklerdir.

Farklı bir ülkeye gittiğinizde o ülkenin kültürünü doyasıya yaşayın ve keyif alacağınız lezzetleri denemekten bir an olsun tereddüt etmeyin. Hiç deneyimlemeden bir konu hakkında fikir üretmek hem sizi eksik bırakır hem de kültüre ait topluluğu incitebilir.

LUNA KHAN