Dünyanın Belalı Seri Katili: Covid 19

Dünyanın Belalı Seri Katili: Covid 19

Bir bilimkurgu film karesinden fırlamış gibi girdi hayatımıza, gitmek bilmiyor bu illet. Nereden geldi? Tam kaynağı nedir? Bunun ortaya çıkışının ardında ki sebepler nelerdir diye sorgulamadan edemiyor insan. Yıl 2020. Çağ 21. Yüzyıl. Teknolojinin ilerlediği, deneyciliğin arttığı, bilim ışığının parladığı, insanların akla yöneldiği bir dönemden geçiyor bu nesil. Birdenbire salgın beliriveriyor. Beklenmedik bir durum yaşanıyor şu günlerde. İnsanlar kırk yıl düşünse böyle bir şey yaşayacaklarını düşünmezlerdi belki de. Düşünmüş olsalar bile bunun tam da kendi başlarına geleceğini tahmin etmişler miydi acaba? Aklın hayalin almayacağı şeyler yaşanıyor ve tek sebebi yine biz, insanlarız elbette. Ne demiş Carl Gustav Jung, “Daha fazla psikolojiye ihtiyacımız var. İnsan doğasını anlamamız gerek çünkü var olan tek gerçek tehlike insanın kendisidir!” Ben bu fikre o kadar katılıyorum ki şu dünyada her ne yapıyorsak kendimizi bitirmek için çabalıyoruz sanki. 2019 da korona virüs diye bir salgın ortaya çıktı. Bir insanın yarasa yemesi sonucu ortaya çıktığı söylense de bunun altını dolduracak kesin bulgular yok elimizde. Ortaya atılan bir sürü teori var bunun hakkında. Tıp dünyası adeta kitlenmiş bir şekilde kalakaldı. Bir çözümü var mı yok mu diye dışardaki insanlar çaresizce beklese de hiçbir cevap alamıyoruz.

Nefes yoluyla insandan insana bulaşan bir hastalık olduğu için önünü kesmek çok zor bir salgındır. Salgının başlarında ülkemizde yalnızca bir vaka varmış diyerek sıkı önlemleri göz ardı ederek daha fazla alana yayılmasına izin verenler yine bizleriz pek tabi. İş ciddiye binince devlet büyükleri bunun ciddiyetini kavradı ve birtakım tedbirler alarak kısa sürede bitirmeye niyetlendiler. Alışveriş merkezleri, kafeler, restoranlar, barlar kapatıldı. Üç haftalık okul tatili oldu 8 ay. Otobüslerde yolcu seyreltme sistemine gidildi, maske kullanımı zorunlu hale geldi ve sokağa çıkma yasakları geldi, okullar uzaktan eğitime mahkûm edildi. Bunlar güzel günlerdi.

Vakalar Yaza doğru azalmaya başlamıştı ki önlemlerde azaldı tuhaf bir şekilde. Amaç neydi kimse anlamadı tam olarak. İnsan sağlığının iyileşmesi mi yoksa ülke ekonomisinin iyileşmesi mi? Akıllarda kalan en büyük sorulardan biridir bu. Şunu da belirtmek gerekir ki kişinin sağlığını kendinden başka hiç kimse iyi edemeyeceği su götürmez bir gerçektir. Ülkemiz veya başka kişiler ekonomiyi veyahut farklı konuları düşünüyorsa kişi de kendi sağlığını kendisi düşünmeli her şeyden evvel. Sağlık çalışanlarının bize verdikleri en büyük tavsiye maskeyi burnumuzu ve ağzımızı kapatacak şekilde takmamız, ellerimizi yıkamamız, sosyal mesafeye dikkat etmemiz gerektiğidir. Bunlara dikkat edenlerin virüse yakalanma riskinin çok düşük olduğunu kabullenmek zorundayız. Biz başta bu fikri kabul etmediğimiz için korona virüs her zaman galip geldi, haliyle de milyonlarca can almaya da devam etti.

Bu durumdan en çok etkilenenler sağlık çalışanları oldu. Yaşını başını almış doktorlarımız emekliliğe ayrılma kararı aldılar, belli bir kesim doğal olarak izne çıkmaya karar verdi ve kısa süreliğine de olsa bu katilden uzak durabildiler. Onlar bizim için kanatsız bir melektiler adeta. Kendi ailelerinden uzakta, sürekli canları burunlarında salgına yakalanmış masumları kurtarmaktan bitap düştüler. İnsanoğlu neyin kıymetini bildi ki şimdi de onların kıymetini bilsinler dediğinizi duyar gibiyim. Bir noktadan başlamamız gerek. Halkı bilinçlendirmek, eğitmek, iyi davranmak yine bizim elimizde. Doğru davranışlar sergileyerek örnek olmak zor bir şey olmasa gerek.

Bir zamanlar gülen, eğlenen, birlikte mutlu olan bir millet olarak artık gülüşümüzü göremiyoruz, adam akıllı eğlenmek desen yok. Bir katil geldi ve kasvet getirdi adeta. Önlemler alarak hayatımızı ve diğer hayatları yaşatmak bizim isteğimiz doğrultusunda yön bulacaktır.

Korona Virüs Bir Politika mı?

Böylesine bir salgından sonra ortaya atılan bir sürü tez oldu fakat bu tezlerin altı doldu mu? Hayır elbette. Bir kesim bunun bir politika olduğunu beyan etti. Çin’in nüfusu azaltma politikasıymış onlara göre. Kendince haklı sayılırlar belki fakat şunu da bildirmek gerek ki her politikanın avantajı ve dezavantajları göz önünde bulundurularak ortaya atıldığıdır. Böyle bir şey olsaydı şu anda Çin kendi ülkesinde kökten bunu durdurmak için diğer politikasını da devreye sokardı. Belki de bunun için bekleme aşamasında olabilirler. Net bir şekilde bir şey söylemek çok zor şu aşamada.

Bir diğer kitle ise bunun yine bir politika olduğunu savunup ciddiyetin farkına varamayandır. Hem kendi can sağlığını tehlikeye atıp hem de etrafındakilerinkini tehlikeye sokan grup korona virüsünden daha tehlikeli zannımca.

Açıkçası bu bir politika olsa da olmasa da önlenemeyen bir salgın almış başını gidiyor ve kimse de buna doğru düzgün dur diyemiyor. Politikanın dışındaki insanlar bunun bir politika olduğunu düşünmekten önce kendi sağlıklarını koruma yollarını düşünseler ortada politika diye bir şey kalmayacak belki de. Nasıl ki bu salgın bir insanla başladı yine bunu bitirmekte insanların elindedir pek tabi. Birlik olursak, önlemlerimizi sıkı bir şekilde alırsak ve gerekli mercileri zora sokmazsak eski günlerimize dönmek hiçte zor değil aslında. Önceden de dediğim gibi kendi sağlığımızı bizden başka hiç kimse daha iyi düşünemez.

Korona Virüsünden Korunmanın Yolları?

Virüsten korunma yöntemleri düşünüldüğünün aksine çok basit ve masrafsız. Yapmanız gereken şey maskenizi ağzınızı ve burnunuzu kapatacak şekilde takmanızdır. Nefes yoluyla bulaşan bir virüs olduğu için mümkün olduğunca insanlara yaklaşmayın ve doğrudan nefesinizi karşı tarafa yöneltmeyin. Maske dışında elinizi bol su ve sabunla yıkamanız tavsiye edilir. Temas ettiğiniz her nokta sizin için tehlike arz etmektedir, dokunduğunuz her şeyi dezenfekte edin ve ellerinizin de bu hijyenden nasiplenmesini sağlayın lütfen.

Genellikle tehlikeli olarak bilinmeyen gribin ağır versiyonu olarak tabir edilen korona virüs için yapmanız gereken en önemli iki şey uyku düzeni ve beslenme düzenidir. Uykunuzu iyi alamazsanız veya 7 saat uyku kotasını bölük pörçük dolduruyorsanız virüse bir adım daha yakın olduğunuzu belirtmek isterim. Uykunuzu düzene sokun ve beslenmenize dikkat edin. Özellikle bu süreçte evden çalışanlar herhangi bir enerjide bulunmadığı için vücut direkt olarak yağ depolamaktan başka bir işlev görmez, bunu dengelemek için yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durun ve bol bol su için.

Ayrıca bu süreçte kendinize bir hobi edinebilirsiniz.

Eğitimin Korona Virüs ile İmtihanı

Bilindiği üzere salgının ülkemize de nüksetmesiyle birlikte eğitime ara verildi. Bunun öğrenciler arasında daha fazla temas sonucu yayılacağından korkulduğu için öğrencileri eve göndermek en doğru karar olarak görüldü. Bir nokta da haklı sayılan bir karardı çünkü ülkemizde milyonlarca öğrenci olmasının aksine sayılı sayıda okul ve öğretmen var. Bir okulda tek bir sınıfa 30 öğrenci sığdırmaya çalıştığımız için okulların tatil edilmesi doğal olarak kulağa mantıklı geliyor elbette ya da üniversitelerde bir amfiye 210 öğrenci sığdırmakta buna benzer bir nokta.

Tatile üç hafta ile başlayıp sekiz aya çıkarttık eğitim tatilini. Uzaktan eğitime yöneldik ülke boyunca. Bu süreçte eğitim üzerine politika düşünülemedi mi diye şikâyet edenleri de duymadık değil duyduk. Genel bir bireyin sağlığını riske atan durumlar böylesine yaygınken okulları açıp ortalığı iyice karıştırmak neden? Diye soranlarda oldu. Öğrenciler sürekli evde oturmaktan hızlı kilo alımına başladılar ve ülkede obez oranı yükselmeye başladı.

Her şeyden önemlisi uzaktan eğitimin olması durumunda öğrencilere sağlanan destek neydi? Teknoloji anlamında çoğu öğrenci eşit fırsatlara sahip değil. Birkaç öğrenci açığını özel ders alarak tamamlarken diğerleri ise devletin sağlamaya çalıştığı olanaklardan faydalanmaktadır. Üniversite öğrencilerinin de durumu bir o kadar aynı, uzaktan eğitimde pek bir verim alamayarak hibrit eğitim modelini savunsalar da bu model her bölümde uygulanmadı ve bu da tartışmalara sebep olan diğer konuydu.

Peki eğitimin devam etmesi için salgının bitmesi mi gerekiyor? Aylardır takip ettiğim haberlerden ve gazetelerden ve insanlardan anladığım kadarıyla, evet salgının kökten bitmesi demek her şeyin normale dönmesi ve öğrencilerin sıralarıyla buluşması demek oluyor. Açıkçası nefes yoluyla bulaşan bir hastalığı önlemek, bitirmek imkânsız değil fakat kolay da değildir. Bir kişi de bitse bile yıllar sonra bir diğerinde çıkacağı bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki akciğere nükseden herhangi bir toz parçacığı bile oradan iz bırakmadan gitmez. Söz konusu virüs olunca işler daha bir zorlaşıyor ciğer için ve bu da ardından tartışmalara yol açıyor.

Korona Virüsünün Geleceği

Nefes yoluyla bulaşan ve herkesi elinden şöyle bir geçiren salgın ile baş başayız. Bunu bir insan olarak hayal edin. Siyahlar giyinmiş, kocaman bir ağzı ve burnu olan bir yaratık olarak hayal edin. Yanınıza yaklaştığında sizin üstünüze sinen bir kokusu olduğunu hayal edin. Onun dokunduğu her şeyin size de bulaştığını hayal edin. Bir de elinde insanlara zarar veren bir alet olduğunu düşünün. Gözüne kestirdiği herkesi, elindeki zararlı aletiyle hallediveriyor, hem de sizin kendi iradeniz doğrultusunda. Sizin her yıkılışınızda bu siyah yaratık can buluyor kendine. Buna izin veren ve onu yaşatan aslında sizlersiniz.

Sizi görmeseydi belki de ömür boyu unutamayacağınız o darbeyi almazdınız. Maskenizi taksaydınız ona yakalanmayacaktınız belki de. Yıkansaydınız kokusu sinmeyecekti üzerinize belki de. Beslenemediği vakit, aradığı yemi bulamadığı vakit kendiliğinden gidecekti bu illet sizden, bizden, kendinden…

Artık yaşadığımız devir öyle bir hal aldı ki hiç kimse bu anlamda güvenilir değil. Etrafınıza şöyle bir baktığınızda herkes sizin için birer korona virüs topu gibi olmalı. Herkes sizin için tehlike arz etmeli. Aksi halde insanlarla dip dibe olursanız buna yakalanmanız mümkün.

Böylesine bir virüs tüm dünyayı ele geçirmişken gitmesi de kolay olmayacaktır. Önümüzdeki yıllarda odaklanmamız gereken tek şey kendi sağlığımız ve bundan kurtulma yolu olmalıdır. Önce can sonra canan diyen atalarımız boşuna dememiştir sonuç itibariyle. Önlemlerin geri getirilmesi dileğiyle…

Kendine iyi davran ve sağlıcakla kal!

LUNA KHAN